23 Mart 2012 Cuma

özet 23 mart

Yıllardır hissetmediğin bir duyguyla yüzyüze gelmek eski bir dostu selamlamak gibi değil.Kötü bir düşmanın bu kadar yıldır seni hiç yalnız bırakmamış olduğunu kabul etmek gibi.

İnsanları izliyorum,bir kaçı da beni izliyor.Bazısı üzgün,telaşlı,tedirgin,mutsuz.Tüm bu pesimistlikten uzak olanlarsa tam olarak huzurlu değil yine de.Ben de huzurlu değilim. Yaklaşık 2 aydır bir duygu seli içinde yüzüyorum. Bir an gülmekten kırılırken, bir kaç saniye sonra birşeylere içerlenip ağlıyorum. Bu kadar duygu karmaşası yorucu. Tüm bu yorgunluk beni çekilmez yapıyor ama başkalarına değil, kendime. artık kendimi çekemiyorum. kendi yüzüme bakmak istemiyorum bazı sabahlar. aynadakini tanıyamamak değil, en iyi bildiğin şeyin bu kadar kötü olmasından utanmak.

15 Mart 2012 Perşembe

sen

mağlup olmak kadar kötüsü yok,evet.
sekteye uğramak,uğratılmak,ağlatılmak,yalnız bırakılmak.
ama
her mağlubiyetin ardından bir kez daha ayağa kalkabilmek,
yarın daha iyisi gelecek,
kalbinin attığı her saniye çok daha iyi bir şeyler olacak inancına dayanmak,
evet.
işte bu hayat.
döngü.
çünkü bu iyinin ardından ertesi gün beteri gelecek.
beterine de dayanacak,
ayağa kalkacak,
bunu başarmanın tadına varacaksın.
işte o zaman seveceksin kendini,
kendini sevme gücünü bulacaksın kendinde.
başka birini daha sevme gücü olacak içinde.
işte hayat bu.
sen.

6 Ocak 2011 Perşembe

Devamları...

tüm bunlar olurken ben neredeydim?tam buradaydım.hep olduğum yerde.
tamam da nerde?

bir destek cümlesi beklediğim yerde.insanın yapmak istemediği bir şey için kendisini tutmaya çalıştığı yerde.söyleyeceğin çok şey olduğunu sanarken aslında hiç bir şeyin olmadığında.otobüsün koridor tarafı koltuklarının birinde ifadesiz bir şekilde müzik dinlediğinde.

iyi de huzur nerde?

5 Ocak 2011 Çarşamba

Kendini bilmek üzerine başka sözler...

-İnsanın en kolay yaptığı şey susmakmış.Dahası da küsmekmiş.Bir tek kendini gerektirir çünkü ikisi de.çoğu zaman bir tek kendine küsersin.bazen günlerce konuşmazsın.bildiğin ve haklı çıktığın şey yüzünden susarsın.çünkü çoğu zaman hep en kötüsünü umarsın.

-Kader.ne garip.çoğunlukla suskun ama gücünün farkında.

-Bir el gibi.dolanır tam tepemizde.yıllarca inşa edilmiş şeyler vardır.mutluluklar,mülkiyetler.ve der "işte,orada." parmağıyla gösterir bile."mutlu bir insan.seni arıyordum."


15 Aralık 2010 Çarşamba

Vasatlık benim en genel halim...

-nasıl diyorlar...?kendini bilmek.

-öyle kolay değil,hepimiz biliyoruz.24 saat aynayla gezmek mümkün değil.dahası aynada görünen de çoğu zaman gerçek değil.kendini görebilmek mi bu?evet.

-öyle garip,öyle enteresan anlarda kendime bakıyorum ki o an anlıyorum ben her daim kendimden korkuyorum.bitmek bilmeyen bir mücadele içindeyim.doğruyu bulmaktan ziyade doğruyu yapmaya çalışıyorum ve de tam da orada yanlış yapıyorum.

-bu mücadele o klişe laflar gibi,insanın kendi bilinmezliğine bir yolculuk.çok doğru!

-neresine dokunmak,neresinden tutup çekiştirmek gerektiğini tam olarak çözemiyorum.beklediklerimin geldiğini,umduklarımın boşa çıktığını,hayal ettiklerimin çok bayat olduğunu zamanında göremiyorum.

-biliyorum onlarla ,onlar da umarım kendilerini biliyorlar,tam da istediğim ilişkiyi kuramıyorum.konuşmam gereken yerlerde ahmakça susuyorum,en olmadık yerlerde kırıcı şeyler söylüyor ve sonuç olarak yanlış şeyler duyuyorum.çoğu zaman her şeyi birbirine karıştırıyorum.hatalarımı saklayıp farkedilmediklerini umut ediyorum.ama farkındasınız.ben de farkındayım.

-her gün binlerce yeni karar alıyor,binlerce yeni atılım için kendi kendimden söz istiyor ve yine kendimi hayal kırıklığına uğratıyorum.çoğu gece midemin tam ortasına oturan o rahatsızlık hissi ile yatağıma yatıyorum.belki de ondan hiç bir gece güzel bir uyku çekemiyorum.her sabah aynı usanmışlık,aynı tedirginlik...

-evet,benim genel olarak yaşadığım bir tedirginlik durumu var.beni gören bunu hisseder.bir şeyleri yarım yaptığımı,unuttuğumu,savsakladığımı düşünürüm.hep aklımda bir şeyler vardır.hiç bir şeye tam olarak odaklanamam bu yüzden.tek bir işe odaklanıp onun hakkını veremem,bir çok işle uğraşır,hepsini vasat bırakırım.vasatlık benim en genel halim.

2 Aralık 2010 Perşembe

"okurum bir şiirde:

konuşmak kutsaldır.

ama konuşmaz tanrılar

yaratır ve yıkarlar dünyaları

insanlar konuşurken

onlar, sözsüz

oynar en tehlikeli oyunları."

OCTAVIO PAZ

2 Aralık 2010-Deneme Testi

kapkaranlık parçaların ortaya çıktığı bir gün.içinizde haberiniz olmadan büyümüş ve şimdi onu içinizden çıkarıp atmak öyle zor ki.öyle ya da böyle boyun eğiyorum.makine gibi beynimin her saniye binlerce çözüm yolu üretip aynı saniyede hepsini çürütmesini izliyorum.tüm bunlar somut ve inkar edemeyeceğim kadar benim.damağımdaki yara.ona hiç dokunmasam bir kaç günde geçecek belki ama dilimle ona dokunmadan edemiyorum.bu yüzden iyileşmesini bekleyemiyorum.

ama cevap buysa bunu yapacağım.ellerimi,bu her ne kadar  zor olsa da,bir kaç günlüğününe hiç bir şeye sürmeyeceğim.bırakıyorum,herşey nereye düşecekse düşsün.geri geldiğimde bulduklarımla yetineceğim ve gerçekten benim oldukları için şükredeceğim.

düşenler...işte onlar hiç benim olmadılar.